Tiyatro Zamanı / Hamlet / İnceleme Yazısı

Home / Uncategorized / Tiyatro Zamanı / Hamlet / İnceleme Yazısı

Hamlet / Qelender Memmedli İncelemesi

“Hamlet”i izliyorduk gözlerimiz açık…

Yıllardan beri gelen ve her ülkede oynanan alışıla gelmiş, izlemesi ve izletmesi için sadece isminin yeterli olacağı bir oyundan bahsedeceğim. Daha doğrusu bu işi başlatanın,meydana getirenin isminin yeterli olduğunu da diyebiliriz.

William Shakespeare!

Oyun: “HAMLET”!

Mekan: TALİMHANE

tiyatrozamanıhamlet

 

“Hamlet” hakkında birşeyler anlatmak oyuna gitmeden kafamda çok tereddütler oluşturmaktaydı. Yani bu oyun üzerine milyonlarca eleştiri, fikir, görüş mevcut iken ben burada kalkıp ne derim, bana düşer mi? Fikirleriyle giriyordum oyuna. Oyun hakkında konuşmadan önce, özellikle vurgulamam gereken noktalar var.

Değinmek istediğim ilk nokta: Sahne Konsepti

Sahne ortada ve seyirciler sağ ve sol kısımlarda yüz yüze gelecek şekilde oturup izliyorlar oyunu. Oyun içerisinde bütün seyircilerin görüş alanı ve oyuna yakınlığı, böylece oyunun içinde kalış şekli ve oyunu izlemesi daha çok mümkün kılınmaktadır. Oyun ve oyuncular da bu şekilde, herkese eşit mesafede yakınlık kurabilmektedirler. “Hamlet”i izlersiniz, gözleriniz açık….

Buraya eklemek istediğim bir diğer husus ise, oyun sırasında oyuncular, seyirciye dönerek sorular sorması, seyirciyi de işin içine katması, günümüzdeki deneyim ve içselleştirme kapsamında ele alındığında, oldukça yerinde ve tadında olan eylemlerdir. Böylece izleyici, oyun ve oyuncu bir bütün olabiliyor. “Hamlet” oyunundaki, yönetmen ve oyuncu grubu bu eğilimi çok iyi yakalamış ve oldukça güzel şekilde uygulamaktaydı.

Bu “Hamlet” bildiğiniz “Hamlet”lere benzemez!

Oyunun ele alınışı ve bakış açısı o kadar sıradışı ve farklıydı ki, sizi temin ederim, böyle bir oyun izlemediniz. Modern giyimler, plazma televizyonlar, araya serpiştirilmiş naif ve Shakespeare`in inceliğini bozmayacak nadir ve dozu iyi ayarlanmış espriler. Ve bütün bunlarla beraber, o müthiş dizeler…

İnandığım ve gördüğüm şey şudur: Eğer ki, kafanızda önyargıyla gitmez ve anın değerini çıkartırsanız, bu oyun tam sizlik. Çok beğenerek ve severek ayrılacağınızdan eminim!

Oyuncuları sadece ayakta alkışlıyorum. Oldukça, oturaklı, hakkını vererek ve duyguyu aktararak oynamayı başardıklar.

Hamleti doya doya hissedip yaşayacağınızdan hiç şüpheniz olmasın. Çünkü bu bizim tam da istediğimiz cesareti sergileyebilen insanların yapabileceği türden bir oyundur…

Son olarak Tiyatro Konseptleri hakkında not düşmek istiyorum.

Son dönemlerde, Modern Tiyatro anlayışının insanlarda oturtulması için belli hamlelerin yapıldığını görmek beni mutlu ediyor. Oyunlar daha çok ulaşılabilir olmaya başladı. İnsanlar artık, AVM`lerde, galerilerde oyunları izlemeğe gidebiliyorlar. Bu modern (aslında post-modern) dünyamızda, oldukça güzel bir yaklaşımdır ve bu tarz faaliyetler ne kadar yaygınlaşır ise insanlara ve insanlığa katkısı da o kadar artar.

Sizi Shakespeare, Hamlet ve meşhur dizelerle başbaşa bırakıyorum:

Aşk mı kaderi kovalar, kader mi aşkı?

Daha kimseler çözmedi bu bilmeceyi.

 

“Hamlet”i izliyorduk gözlerimiz açık…

Yıllardan beri gelen ve her ülkede oynanan alışıla gelmiş, izlemesi ve izletmesi için sadece isminin yeterli olacağı bir oyundan bahsedeceğim. Daha doğrusu bu işi başlatanın,meydana getirenin isminin yeterli olduğunu da diyebiliriz.

William Shakespeare!

Oyun: “HAMLET”!

Mekan: TALİMHANE

“Hamlet” hakkında birşeyler anlatmak oyuna gitmeden kafamda çok tereddütler oluşturmaktaydı. Yani bu oyun üzerine milyonlarca eleştiri, fikir, görüş mevcut iken ben burada kalkıp ne derim, bana düşer mi? Fikirleriyle giriyordum oyuna. Oyun hakkında konuşmadan önce, özellikle vurgulamam gereken noktalar var.

Değinmek istediğim ilk nokta: Sahne Konsepti

Sahne ortada ve seyirciler sağ ve sol kısımlarda yüz yüze gelecek şekilde oturup izliyorlar oyunu. Oyun içerisinde bütün seyircilerin görüş alanı ve oyuna yakınlığı, böylece oyunun içinde kalış şekli ve oyunu izlemesi daha çok mümkün kılınmaktadır. Oyun ve oyuncular da bu şekilde, herkese eşit mesafede yakınlık kurabilmektedirler. “Hamlet”i izlersiniz, gözleriniz açık….

Buraya eklemek istediğim bir diğer husus ise, oyun sırasında oyuncular, seyirciye dönerek sorular sorması, seyirciyi de işin içine katması, günümüzdeki deneyim ve içselleştirme kapsamında ele alındığında, oldukça yerinde ve tadında olan eylemlerdir. Böylece izleyici, oyun ve oyuncu bir bütün olabiliyor. “Hamlet” oyunundaki, yönetmen ve oyuncu grubu bu eğilimi çok iyi yakalamış ve oldukça güzel şekilde uygulamaktaydı.

Bu “Hamlet” bildiğiniz “Hamlet”lere benzemez!

Oyunun ele alınışı ve bakış açısı o kadar sıradışı ve farklıydı ki, sizi temin ederim, böyle bir oyun izlemediniz. Modern giyimler, plazma televizyonlar, araya serpiştirilmiş naif ve Shakespeare`in inceliğini bozmayacak nadir ve dozu iyi ayarlanmış espriler. Ve bütün bunlarla beraber, o müthiş dizeler…

İnandığım ve gördüğüm şey şudur: Eğer ki, kafanızda önyargıyla gitmez ve anın değerini çıkartırsanız, bu oyun tam sizlik. Çok beğenerek ve severek ayrılacağınızdan eminim!

Oyuncuları sadece ayakta alkışlıyorum. Oldukça, oturaklı, hakkını vererek ve duyguyu aktararak oynamayı başardıklar.

Hamleti doya doya hissedip yaşayacağınızdan hiç şüpheniz olmasın. Çünkü bu bizim tam da istediğimiz cesareti sergileyebilen insanların yapabileceği türden bir oyundur…

Son olarak Tiyatro Konseptleri hakkında not düşmek istiyorum.

Son dönemlerde, Modern Tiyatro anlayışının insanlarda oturtulması için belli hamlelerin yapıldığını görmek beni mutlu ediyor. Oyunlar daha çok ulaşılabilir olmaya başladı. İnsanlar artık, AVM`lerde, galerilerde oyunları izlemeğe gidebiliyorlar. Bu modern (aslında post-modern) dünyamızda, oldukça güzel bir yaklaşımdır ve bu tarz faaliyetler ne kadar yaygınlaşır ise insanlara ve insanlığa katkısı da o kadar artar.

Sizi Shakespeare, Hamlet ve meşhur dizelerle başbaşa bırakıyorum:

Aşk mı kaderi kovalar, kader mi aşkı?

Daha kimseler çözmedi bu bilmeceyi.