Duvar Gazetesi / Soner Sert & Kayhan Berkin röportajı

Home / MEDYA / Duvar Gazetesi / Soner Sert & Kayhan Berkin röportajı

duvarroportajresmi

Soner Sert  soner_sert17@hotmail.com

DUVAR – 2014 yılı Ocak ayında “Vietnam’a Sevgiler” oyunu ile ilk gösterimini yapan “Versus Tiyatro”, Kayhan Berkin, Metin Balay ve Kubilay Çamlıdağ tarafından kuruldu. O günden bugüne yedi oyun üreten “Versus Tiyatro”nun yeni oyunu Cezayirli yazar Rayhana’nın yazdığı “Bu Yaşta Hala Saklanarak Sigara İçiyorum”u, oyunun yönetmeni Kayhan Berkin ile konuştuk.

Ödeneksiz tiyatro yapmanın zorlukları nelerdir?

Ödeneksiz tiyatro yapmanın güçlükleri uzun ve tatsız bir konu, sözcüklere dikkat edilmediği takdirde çekilmez bir şikayetçiliğe hatta yaptığımız işle ilgili bir tür dilenciliğe bile varabilir. ‘’Versus Tiyatro’’ özelinde işin olumlu yanlarını ve nasıl ayakta kaldığımızı konuşmayı daha anlamlı buluyorum. Mehmet Ergen başta olmak üzere Talimhane Tiyatrosu bize kuruluşumuzdan beri prova&performans alanı konusunda maddi manevi çok destek verdi.

Bu sezon ürettiğimiz “Kanlı Düğün” Nilüfer Belediyesi sponsorluğunda, “Bu Yaşta Hala Saklanarak Sigara İçiyorum” ise Mustafa Kalkan’ın yapımcılığı üstlenmesi ile hazırlandı.Ancak ana mesele seyirci… Geçtiğimiz sezonlardan bu sezona taşıdığımız “Hamlet” ve “Woyzeck” oyunlarımıza devam etme sebebimiz Hamlet’in çeşitli kuruluşlardan kazandığı ödül+adaylıkların seyirciye olumlu etkisi, “Woyzeck”in ise kendine has bir oyunculuk+reji denemesi olması sebebiyle edindiği özel izleyici kitlesinin oyuna sahip çıkması…

“Alternatif Tiyatro” ne demektir? Alternatif tiyatro yapan bir yönetmen olarak gelecekle ilgili kaygılarınız nelerdir?

soner3

Biz, Versus özelinde önceki sezonlarda ürettiğimiz 5 prodüksiyonumuzda da mevcut oyun metnine özgün bir bakış getirmeye,oyuncuya alan açan ve oyunculukta sahiciliğe önem veren çalışmalar yapmaya, afiş, oyun fotoğrafları gibi es geçilebilecek yan konularda da özen göstermeye ve hep çekirdek/belli bir oyuncu grubunun oluşturduğu bir takımla mevcut oyunları çıkartmaya çalıştık. Denediğimiz ve arkasından gittiğimiz şeylerin sonuçlarının ne kadar alternatif ne kadar “başka bir şey”olduğunu başkalarına bırakıyoruz.

Bu sezon çıkardığımız 2 oyunda da Versus’un çizgisinden farklı olarak yeni oyuncularla çalışma konusunda bir karar aldık ve mevcut oyuncu kadrolarını bu doğrultuda oluşturduk, açıkçası bu yeni sürecin olumlu ve olumsuz yanlarını konuşmak için erken bir zaman.

Bu arada alternatif sahne denen şey de farklılığını yitirmeye, tek taraftan izlenen, koltukları yere çakılan ve bir çeşit küçük İtalyan sahne haline gelen bir yapıya dönüşmeye başladı,bazı gruplar/oyuncular sırf isimlerini duyurmak için para yatırıp bir sahne açıp,kapatıyorlar, alternatif tiyatro/sahne üretimiyle ilgili niyetlerde sorgulanmaya başladı.

Gelecek ile ilgili kaygılarım Türkiye’de yaşamaya devam etmekle ilgili, alternatif olmak ya da tiyatro ile ilgilenen biri olmaktan öte herhangi biri olarak burada kalmanın endişesi içindeyim.

İstanbul’da sergilenen oyun sayısı her geçen gün artarken, seyirci sayısı da artış göstermekte… Seyircinin ilgisinin alternatif tiyatroya doğru kaymasının nesnel sebepleri nelerdir?

Seyirci sayısı artıyor mu, seyirci alternatif sahneye/tiyatroya daha çok gidiyor mu emin değilim, şehir tiyatroları, devlet tiyatrosu, belediye tiyatroları, uniq hall/zorlu vs., alternatif olarak adlandırılan küçük seyirci kapasiteli sahneler, ücretsiz etkinlikleri takip edenler gibi farklı izleyici tipleri var ama bunlar bazen birbirine karışıp birbirini izleyip etkileyebiliyorlar, tabii tiyatro öğrencileri,tiyatrocular,tiyatro eleştirmenleri vs. gibi gittikleri mekanlar değişiklik gösteren izleyiciler de var.

Oyun sayısı artıyor ama bu oyunlar bir ayda kaç defa oynuyor, bir sezon boyunca devam edebiliyor mu, bunlara da bakmak gerekiyor. Aynı zamanda çok kırılgan bir izleyiciye sahibiz. Kar yağınca rezervasyonların yarısı gelmiyor, maç olunca seyirci azalıyor, terör saldırıları artınca sayı düşüyor, hatta sahneye çıkmayı ayıplayanlar bile var, bir de tiyatroya gitmekten korkan ve oraya belli kıyafetlerle belli bir tavırla gidilmesi gerektiğini düşünen çekingen bir kesim var.

Bunlar haricinde yıllarca basmakalıp oyunculukları izleyip bıkan tiyatrodan soğuyan orta yaşlı bir kesim ve dünyanın en iyi filmlerini, dizilerini, ekran performanslarını evinden hiç çıkmadan izleyen çok genç insanlar var. Bu insanlar neden tiyatroya gelsin,tiyatro onlara ne kadar hitap ediyor,tiyatroda onlara ne veriyoruz ne veremiyoruz, onları nasıl tiyatroya getiririz,bunları düşünmemiz tartışmamız gerekiyor.

“Bu Yaşta Hala Saklanarak Sigara İçiyorum” neyi anlatıyor? Neden bu metni tercih ettiniz?

soner2

Mustafa Kalkan yaz aylarında oyunu bana önerip Versus çatısı altında yapmak istediğini söyledi, önceden okuduğum ve kimin yapacağını merak ettiğim oyunlardan biriydi,uygun şartlar oluşunca ekibi toparlamaya başladık.Aslında Versus, seyirci algısında klasiklere özgün yorumlar getiren bir grup olarak biliniyor ama ben yeni metinleri seyirciyle buluşturmanın da önemli olduğunu düşünüyorum.

İlk nedenim bu,”Bu Yaşta Hala Saklanarak Sigara İçiyorum” oyunu da profesyonel tiyatroda Türkiye prömiyerini yapacak,İkinci nedenim daha önce yönettiğim ve oyunculuğunu yaptığım oyunlarda hep erkek egemen hikayelerde kendimi bulmam. Bu oyunda 9 kadın karakter ile çalışmak ve bir kadın dünyası yaratmak, başlı başlına bir meydan okuma konusu gibi geldi bana ve bu riske girmek istedim.

Üçüncü neden ise bugün Türkiye’deki mevcut koşullar hakkındaki itirazlarımı Twitter, Facebook vs. gibi sosyal medya mecralarında, ya da arkadaş sohbetlerinde sınırlamak yerine yaptığım işle/bu oyunla dile getirmek istedim, oyun yaşadığımız süreçle ilgili hayati konulara değiniyor.

Metafor kullanımına sıkça yer veriyorsunuz. Oyunun hamamda geçmesi ve musluklardan su yerine kan akması meselesi gerçekliğin yeniden üretimi meselesinde en önemli öğe…

Gerçeğin yeniden üretimi sahne çalışmalarında hep kafa yorulması gereken bir şey. Ben Woyzeck’ten beri, bir oyuna başladığımda çalışmaya başladığım metnin olanaklarını,yazarın dünyasını araştırıp onu istediğim şekilde eğip bükmek derdindeyim.

Tabii Büchner’in, Rayhana’nın olanakları birbirinden farklı ve sunduğu olanaklar arasında kapasite farkları var. Metafor kullanımı seyircinin hayal gücünü tetikleyen ve sunduğunuz şeyin her izleyicinin algısında başka bir dünyaya dönüşmesiyle ilgili tiyatronun önemli olanaklarından biri,ancak metnin yapısı izin verdiği ölçüde bunu yapmak gerekiyor,yoksa olay bulamaç bir hale gelebilir.

Oyunda klasik anlamda bir başrol yok. Kitlenin (9 kadının) hikâyesini sahneye koyarken, dramaturjik ve maddi anlamda ekonomik kaygılarını n’oldu?

soner1

Ele aldığım oyunlarda kendiliğinden gelişen bir “toplu oyunculuk” / ensemble durumu var.Kendim de oyuncu olduğum için bir çeşit halden anlama durumum var ve yönetmen olarak görev aldığım oyunlarda oyunculara alan açmayı onların yaratıcılıklarını kışkırtmayı,desteklemeyi ve hepsiyle tek tek ilgilenip onların malzemeleriyle bir şeyler üretmeyi takıntı haline getirdiğimi görüyorum, bu ne kadar iyi tartışılır,bazen karşıdaki oyuncunun algısına ve tiyatroya bakış açısına göre çok yorucu bir sürece de dönüşebiliyor.

Ama mevcut oyunun 9 kadın oyuncusu da provaların başından itibaren oyuna ve birbirlerine hizmet eden iyi niyetli bir yaklaşım sergilediklerinden işimi kolaylaştırdıkları söylenebilir.

Nerede, hangi günlerde oynuyorsunuz?

İlk gösterim bu perşembe / 22 aralık İkinci Kat’ta gerçekleşecek.
Sonraki gösterimler 5 Ocak / İkinci Kat’ta ve  7 ocak’ta Muğla’da gerçekleşecek.

Program için www.versustiyatro.com ve sosyal medya hesaplarımız takip edilebilir.

http://www.gazeteduvar.com.tr/kultur-sanat/2016/12/21/versus-tiyatro-bu-yasta-hala-sigara-iciyorum/